16.1.11

Frantz Fanon


Frantz Fanon, sömürgeciliğin sömürge insanının ruhsal yapısını nasıl biçimlendirdiğini anlatmaya çalışmaktadır. Siyasal ve ideolojik çabaların sürdürülmesi gerektiğini de vurgulamaktadır. Şöyle demektedir: İşte böyle bir süreçte herhangi bir militanı örgüte kazandırdığınız zaman ve bu insan düşmana karşı ilk kurşunu sıktığı zaman, ilk önce kendisini öldürür. İlk kurşunla birlikte militanın köle kişiliği, ezik kişiliği ölür. İlk kurşun bunları öldürür. İnsan ilk kurşunla birlikte yeniden doğar. Yepyeni bir insan olarak doğar: Bu, artık kendine, ailesine, akrabalarına, halkına güven duyan bir kişidir. Yarınına, geleceğine güvenir. Gelecekten beklentileri vardır. Kendini, düşmanın karşısında olağanüstü derecede küçümsemez. Düşmanını olağanüstü derecede büyük görmez, her şeyi yerli yerinde görmeye çalışır. Dostunu düşmanını ayırt eder…İlk kurşunla birlikte kendi ezik kişiliğini, kimliksizliğini, korkuyu ve paniği öldüren bu insanın bundan sonraki kurşunları artık emperyalistler içindir, sömürgeciler içindir ve artık böyle bir kişiyi, bu insanları durdurmak mümkün değildir. Bu insanların eylemleri derinleşerek, yaygınlaşarak sürer gider.(J.P.Sartre)
J.P.sartre Frantz Fanon’unun “Yeryüzünün Lanetlileri” adlı kitabına yazdığı önsözdür.

Frantz Fanon’un sömürgeciliğin sömürge halkları üzerindeki psikolojik sonuçlarını analiz etmeye çalıştığı en ünlü eseri olan Yeryüzünün Lanetlileri sömürgecilik karşıtı mücadelenin ve Üçüncü Dünya’nın özgürlüğünün manifestosu olarak bilinmektedir. Afrika’daki ulusal kurtuluş hareketlerinin ve Amerika birleşik Devletleri’ndeki Kara Panterler örgütünün esin kaynağı olmuştur.

Fanon hiçbir şeyi gizlemiyor; bize karşı savaşabilmek için eski sömürge kendisine karşı da savaşmalıdır: Aslında bu içiçe geçmiş iki mücadeledir. Savaşın sıcaklığında bütün iç engeller yıkılır; işadamları ve tüccarlardan oluşan kukla burjuvazi, her zaman ayrıcalıklı bir konumda olan şehir proletaryası, yıkık dökük kasabaların lümpen proletaryası, hepsi ulusal devrimci bir ordunun yedek gücü olan kır kitlelerinin tavrı doğrultusunda tavır alır. Çünkü sömürgeciliğin gelişmeyi kasten engellediği bu ülkelerde köylülük ayağa kalktığı zaman devrimci sınıf olarak hemen yerini alır. Çünkü baskıyı en çıplak biçimde yaşar ve kentlerdeki işçilerden çok daha fazla acı çeker. Açlıktan ölmemek için varolan bütün yapıların tam olarak yıkılmasını istemek zorundadır. Zafere ulaşmak için ulusal devrim sosyalist olmak zorundadır; işlerini kısa keserler ve iktidara yerli burjuvazi geçerse, yeni devlet, biçimsel egemenliği olsa da emperyalistlerin elinde kalmış olacaktır. Katanga örneği bunu çok iyi açıklar. Üçüncü Dünya’nın birliği henüz sağlanmamıştır. Bağımsızlığın öncesi kadar sonrasında da köylü sınıfının komutası altında tüm sömürgeleşmiş halkın her ülkede birliğiyle başlamış olan bir süreçtir bu. Fanon’un Afrika, Asya ve Latin Amerika’daki kardeşlerine açıkladığı şey şudur: Her yerde devrimci sosyalizme hep birlikte ulaşmalıyız, tek tek olursak eski egemenler bizi yener. Hiçbir şey saklamaz; ne zayıflığı, ne anlaşmazlıkları, ne de gizemlileştirmeleri. Şurada hareket kötü bir başlangıç yapmış; burada başlangıçtaki çarpıcı bir başarının ardından ivmesi azalmış; başka yerlerde durulmuş ve yeniden başlayacaksa köylüler burjuvazilerini başlarından atmak zorundalar. Okuyucuyu en tehlikeli yabancılaşmalara, yani lider ve kişilik kültüne, Batı kültürüne ve ondan aşağı kalmayan geçmiş Afrika kültürünün parlaklığına geri dönüşe karşı sürekli uyarıyor. Çünkü tek gerçek kültür Devrim kültürüdür; yani kültür devrim sürecinde gelişir. Fanon yüksek sesle konuşuyor; biz Avrupalılar onu duyabiliyoruz. Elinizde tuttuğunuz bu kitap onu duyabildiğimizin kanıtıdır. Peki sömürgeci güçlerin onun içtenliğinden yararlanabileceğinden korkmuyor mu? 
Hayır; Fanon hiçbir şeyden korkmuyor. Bizim yöntemlerimiz çağdışı; bazen kurtuluşu geciktirebilir, fakat durduramaz. Yöntemlerimizi değiştirebileceğimizi de düşünmeyin; yeni- sömürgecilik, anavatanların bu aylak düşü artık bir safsatadır; “Üçüncü Güçler” yoktur, ya da varsalar bile sömürgeciliğin terkisine henüz attığı teneke burjuvazilerdir. Birbiri ardından yanlışlarımızı yüzümüze çarpan bu uyanmış dünyada bizim Makyavelizmimizin yapacağı pek bir şey yok. Sömürgelere yerleştirdiklerimizin tek bir çareleri vardır: güçleri yetebiliyorsa şiddet kullanmak; yerlilerin kölelikle özgürlük arasında tek bir seçeneği vardır. Fanon bu kitabı okuyup okumamanıza aldırıyor mu? Bu kitap eski hilelerimizi kardeşlerinin gözünün önüne sermek için yazılmıştır ve Fanon eteğimizin altında başka hile kalmadığından da emindir. Kardeşlerine şöyle der: “Avrupa pençelerini kıtalarımızın üstüne geçirdi, bu pençeyi kamçılamalıyız ki çekip gitsin. Tam zamanı; Bizerta, Elizabethville ya da Cezayir Bled’inde dünyanın haberi olmadan hiçbir şey olamaz. Rakip bloklar karşıt cephede yer alıyor ve birbirlerini denetim altında tutuyorlar; bu hareketsizlikten yararlanalım, tarihte yerimizi alalım, tarihi ilk kez evrensel olmaya zorlayalım. Savaşmaya başlayalım; başka silahımız yoksa bile çakımız yeter de artar.”………(daha fazlası...)


Şeyh İmam (Ey Filistin)
Yükleyen istiraki. - Video klipler, sanatçı röportajları, konserler ve çok daha fazlası.

Hiç yorum yok:

Blog Arşivi